'İyi İnsan' Var Mı?

Kameraları, mikrofonları alıp sokaklara koşsak ve insanlara “Beyefendi bakar mısınız?”, “Hanımefendi bakar mısınız?” “Bana söyler misiniz lütfen, sizce siz ‘iyi’ biri misiniz?” desek, ne cevap verirler dersiniz?
“Hayır, ben çok kötüyüm” diyen birileri çıkar mıydı aralarında? Yoksa çoğu, “Abi! İnsanoğluyuz. Biz de düşeriz sonuçta. Bizim de ufak tefek hatalarımız olur. Yani mükemmel olan yok ki zaten” cevabını verenlerin yanında, bir de kulağını çekip, tahtaya vuranlar da mı olur?
“Yüz üzerinden kendinize kaç puan verirsiniz?” diye bir soru sorulsa, dürüstçe ifade eden kişiler %90 üzerinde bir puan verirler kendilerine. Ama bu ne kadar doğru bir sonuç olurdu acaba?
Kim gerçekçi bir şekilde kendini yargılayıp, puan verebilir? Kendi kusurlarını göremeyen insanoğlu mu bunu yapacak? Cüzzamlıların güzellik yarışması gibi olmaz mıydı bu? Mükemmeli görmemiş, bilmemiş biri, neye göre yargılar? Elindeki ‘ölçü cetveli’ bile yanlışsa, sonuç ne kadar güvenilir olur?

Şükürler olsun ki, bizleri yaratmış olan ve yargılayacak olan Rab’bimiz mükemmeldir. O’nun cetveli doğrudur. Asla şaşmaz. Rüşvet almaz, torpil geçmez, taraf tutmaz, kimseden korkmaz, olduğu gibi söyler. İşte o yargılar bizlerin iyiliğini, kötülüğünü. Yargısı güvenilirdir. Kendisinden nefret edenleri bile adaletle yargılar.
İyi de, O ne diyor bizler hakkında? Ne düşünüyor bizlere bakarken? Bunun cevabını dünyada, bir tek grup insan bilir. Başka hiç kimse bilmez, bilemez, çünkü anlayamaz, göremez. Bu gruptaki insanlar, ‘Yeniden Doğmuş Tanrı Kuzuları’dır. Yani, İsa Mesih’in Ruhunu almış, hakikî Hristiyanlardır.

“Güzel de, Tanrı ne diyor benim hakkımda?” dediğinizi duyuyorum adeta. O zaman şok olmaya hazır olun. Çünkü Tanrı, senin içinde hiçbir, ama hiçbir iyi şey görmediği gibi, tüm yaptıklarının, tüm iyiliklerinin iğrenç ‘adet bezleri’ gibi olduğunu söylüyor. Yüreğinin korkunç ve bencil olduğunu, yalancı ve aldatıcı olduğunu ve çaresizce, hunharca kötülüğe koştuğunu söylüyor. Evlatlarımıza, yakınlarımıza, kısacası ‘bizden olan herkese’ duyduğumuz sevginin bile mide bulandırıcı bencillikten kaynaklandığını söylüyor.
O kadar kötüdür ki yüreğimiz, kötülükte sınır tanımıyor. Karşımıza çıkan herkesi eleştiriyoruz. Bize, bir anlık bile karşı duran kimleri yerden yere vurmadık? Elimizden, kinimizden ne anamız kurtuldu, ne babamız, ne de bacımız veya kardeşimiz. En ufak bir hakkımız yenildiğinde, ne çok zehir akıtırız ağzımızdan, yüreğimizden. O kadar benciliz ki, sadece bizleri sevenleri sevebiliriz. Ama “Ne yazar?” diyor Rab, "Ne yazar? Bunu, dünyanın en büyük günahkarları da yapmıyor mu?"

'Beni seveni sevmekte, beni yücelteni, beni öveni, benim hakkımda iyi şeyler düşüneni veya söyleyeni, ben nasıl sevmem. Ama, bunun azıcık tersi olsun, azıcık aşağılanayım, azıcık küçümseneyim, haklı takdirimden azıcık kesilsin, ne canavar kesilirim birden, kimse ama kimse duramaz önümde! Yerden yere vururum karımı da, kızımı da, en yakınımı da. Benim gururuma dokunanı yakarım.!'

İçindeki lâğımı görmeden, şeytanların etrafında cirit attığını anlamadan, karanlıkları barındırdığını ve iblisin her türlü isteğini fiziksel veya ruhsal olarak yapmaktan başka hiçbir meziyeti olmayan iğrenç ve cehennemlik bir varlık olduğunu anlamadan, kim “Merhamet eyle Ya Rab” der? Kim ‘Kurtarıcım’ diye İsa’ya sımsıkı sarılır?
Başka sahte kurtarıcıların da ‘Kurtarıcıya’ ihtiyacı vardır, çünkü tüm peygamberler de dahil olmak üzere Tanrı’yı azıcık olsun tanıyan herkes, aynı Pavlus gibi, “İçimde, yani benliğimde HİÇBİR İYİ ŞEY YOKTUR” diyebilmektedir.

Mükemmel ve kusursuz olan bir tek kişi vardır, o da Tanrı Oğlu MESİH’tir.


(Pastör Kemal Başaran)


Yorumlar - Yorum Yaz
Anket
Ücretsiz Kitaplarımızdan En Çok Hangisini Beğendiniz?